Yaklaşık 800 kamu hastanesinin yönetimi kurulacak birliklere devredilecek. Bakanlık hizmetin esnek hale geleceğini belirtirken, TTB yeni sistemin hem çalışan hem de vatandaş için dezavantajlı olduğunu savunuyor.
Yaklaşık 800 kamu hastanesinin özerk hale getirilmesini öngören Hastane Birlikleri Kanunu Tasarısı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülüyor. Tasarı kabul edilirse kamu hastaneleri Sağlık Bakanlığı’na bağlı birlikler tarafından yönetilecek. Buna göre kamu hastaneleri özel hastaneler gibi
sınıflara ayrılacak, mali ve idari yönetimi oluşturulan birliklere devredilecek.
Hastadan aldıkları fark ücretini belirlemek için sınıflara ayrılan özel hastaneler sınıflamanın hastanelere prestij kaybı getireceği iddiasıyla karşı çıkmış, SGK ise sınıflamayı yeniden düzenleme yoluna gitmişti. Hastanelerin özelleştirilmesinin önünü açacağı iddia edilen yeni tasarı da sağlık sektörünü ikiye böldü.
Sağlık Bakanlığı tasarının yerinden yönetimi güçlendireceğini, hizmetin daha esnek bir modelle verilmesini kolaylaştıracağını savunurken Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve sendikalar tasarının hem çalışanlar hem de hastalar için dezavantaj yaratacağı iddiasında.
İşte 10 soruda yeni yasa tasarısı...
10 SORU 10 CEVAP
Yasa tasarısının amacı nedir?
Çeşitli kamu idarelerine bağlı olarak faaliyet gösteren hastanelerin tek çatı altında toplanarak kamu kaynaklarının verimsiz kullanımının engellenmesi, madde ve insan gücünde kamu kaynaklarının tek merkezden planlanlaması amaçlanıyor. Bunun yanı sıra hastanelerin kendi gelirlerini edinme, bunları hizmet gereklerine göre kullanmaları sağlanacak.
Yeni tasarı ne getirecek?
Tasarı yasalaşırsa yaklaşık 800 kamu hastanesi bundan sonra direkt olarak bulundukları illerde kurulacak Kamu Hastaneler Birliği’ne bağlı olarak faaliyet gösterecek. Bir ilde birden fazla birlik de kurulabilecek. Türkiye’de birlik dışında hastane bırakılmayacak.
Birliği kimler yönetecek?
Birliğin organları yönetim kurulu, genel sekreterlik ve hastane yöneticiliklerinden oluşacak. Yönetim kurulunda, ticaret ve sanayi odalarından bir yetkili, il genel meclisince belirlenen hukuk müşaviri, mali müşavir veya serbest muhasebeci de bulunacak.
Birliğin görev ve yetkileri neler olacak?
Birlik bünyesindeki hastanelerin mali ve idari tüm yetkilerini üstelenecek. Acil sağlık hizmetleri, yoğun bakım, diyaliz üniteleri gibi hizmetleri bölge düzeyinde planlama yaptığı gibi, yeni yatırım ihtiyaçlarını belirlemek, onarım, tadilat, bakım konularından da sorumlu olacak. Birliğe personel planlaması, personel hareketlerini yönetmek, taşınmaz satın almak, ihtiyaç duyulmayan taşınmazları yapı ve tesisleriyle birlikte satma yetkisi de verilecek.
Hastaneler nasıl sınıflandırılacak?
Hastaneler hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmet altyapısı, kalite ve verimlilik konularında değerlendirilmeye tabi tutularak, özel hastanelerde olduğu gibi aldıkları puanlara göre A, B, C, D, E sınıflarına ayrılacak. Birliğin yönetim kurulları bünyelerindeki hastanelerin sınıflarına göre huzur ücreti alacak. A sınıfı birliklere yüzde 10 fazla ücret ödenirken E sınıfı hastane yüzde 20 az ücret alacak.
Hastane çalışanları nasıl etkilenecek?
Birliğe dönüştürülen sağlık kurumlarında Sağlık Bakanlığı tarafından atanmış baştabip, baştabip yardımcısı, hastane müdürü ve başhemşire gibi unvanlı kadrolarda çalışanların görevleri iptal edilecek. Görevleri sona eren personel en geç 3 ay içerisinde başka kadrolara geçirilecek. Hastanenin yeni kadrosunu birlik belirleyecek. Hastanelere alınacak kişiler yönetim kurulları tarafından belirlenecek ve sözleşmeli çalışacaklar.
Hastalar nasıl etkilenecek?
Halen vatandaşlar sağlık ocaklarında 3 lira, hastanelerde 8 lira katkı payı ödüyor. Tasarıya karşı olanlar hastaların sınıflara ayrılacak hastanelere giderken ödedikleri katkı paylarının artacağını iddia ediyor. Bakanlık ise hastalara daha esnek ve kolay hizmet verileceğini, hastanelerin kalitelerinin artacağını söylüyor.
Birliğin gelir ve giderleri nasıl karşılanacak?
Birliğin gelirleri tedavi, ilaç ve malzeme satışlarıyla SGK’dan alacağı paradan oluşacak. Bunun dışında taşınmazların kiraya verilmesi ve satışından elde edilecek parayla geçinecek. Hastanelere daha önce yapıldığı gibi Sağlık Bakanlığı bütçesinden para aktarılmayacak. Hastane gelirlerinin yüzde 5’i Sağlık Bakanlığı fonuna aktarılacak. Bu para maddi durumu iyi olmayan hastanelere aktarılacak. Giderler ise hastane çalışanları, ödenen aidatlar ve yatırımlardan oluşacak.
Tasarının avantajları ne olacak?
Kamu hastaneleri esnek bir yapıya kavuşacak. Birlik karar alırken Ankara’ya bağlı kalmayacak. Daha esnek ve kolay hizmet verecek. Sağlık Bakanlığı ise idari işlerden kurtulup sadece sağlık düzenlemeleriyle ilgilenecek.
Tasarıya neden karşı çıkılıyor?
Türk Tabipleri Birliği ve sağlık sendikaları yasa tasarının kamu hastanelerini kâr güden kurumlar haline dönüştüreceğini, vatandaşın ödeyeceği paranın artacağını, sözleşmeli olarak işe alınan sağlıkçıların iş güvencesinin olmayacağını, düşük ücretle örgütsüz çalışmaya zorlanacaklarını iddia ediyor.
MİLLİYET
Hastane Birlikleri Kanunu Tasarısının, TBMM
Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülmesine başlandı.
Tasarı üzerinde konuşan AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar,
yapılan bazı değişikliklerle ilgili bilgi verdi.
Ünüvar, alt komisyonda tasarının maddelerinin 9'dan 16'ya yükseltildiğini
ve tasarının isminden ''pilot'' ifadesinin çıkarıldığını kaydetti.
CHP İstanbul Milletvekili Esfender Korkmaz, tasarının Genel Sağlık
Sigortası uygulamasına uygun düşmediğini savundu.
''Neden eğitim ve sağlık konusunda sektörünü özele devreden tasarılarla
karşı karşıya kalıyoruz?'' diye soran Korkmaz, ''Ne ülke ne ekonomi ne insanlar
için yararlı bir tasarı, geri çekilmelidir'' diye konuştu.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da tasarının gerekçesinin, böyle
bir düzenleme yapmak için yeterli olmadığını ileri sürdü.
Hastanelerin bu tasarıyla ''ticarethaneye'' dönüştürülmek istendiğini
iddia eden Kalaycı, ''Birlikler kar amaçlı olacağı için kamu hizmeti ve sosyal
sorumluluk geri planda kalacaktır'' dedi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, birliklerin yönetim kurulunun
oluşturma şekline itiraz ederek, tasarıyla, sağlık çalışanlarının haklarında
kayıplar oluşacaığını öne sürdü.
Tasarı hakkında bilgi veren Sağlık Bakanı Recep Akdağ, tasarının, sağlık
hizmetlerinin sunumunda merkez otorite olan Bakanlığın, kural koyucu,
düzenleyici, denetleyici ve yerine göre fesih edici yetkilerini ortadan
kaldırmadığını söyledi.
Akdağ, tasarının, yerinden yönetimi güçlendirip daha kolay bir yönetim
modeli getirirken, yine kamuya ait hastaneler yoluyla vatandaşa hizmetin daha
esnek bir modelle verilmesini kolaylaştırdığını ifade etti.
''Tasarının özelleştirmeyle uzaktan yakından hiç bir ilgisi yoktur''
diyen Akdağ, böyle bir niyetlerinin de olmadığını, tasarının da böyle bir
düzenleme getirmediğini kaydetti.
İlk defa özel sektöre hizmet hacmini kısıtlayıcı tedbirler getirdiklerini
anımsatan Akdağ, ''Birliklere bir anlamda Bakanlığın yönetim ile ilgili bir çok
yetkisini devreden tasarı, özelleştirme isteyen bir yönetim açısından hiç uygun
olmaz'' diye konuştu.
''Siz bununla mevcut yöneticileri değiştirip yeni yöneticiler
getireceksiniz...'' eleştirilerinin yapıldığını anımsatan Akdağ, ''7 senedir
iktidardayız. Bizim kadrolaştığımız, bütün yöneticileri değiştirdiğimiz
söylenmedi mi? İyi ya işte, şimdi sizin iddialarınıza göre bundan vazgeçiyoruz''
dedi.
Sağlık Bakanlığı'nın şu anda kendi elinde olan yönetici atamasından
vazgeçtiğini, bu yetkiyi özerk olarak kurulmuş olan tüzel kişiliklere
devrettiğini, başarıya endeksli bir yönetim modeli getirildiğini dile getiren
Akdağ, şunları söyledi:
''Sağlık Bakanlığı olarak performans ve kalite değerlendirme sistemi
kurmuş durumdayız. Bu sisteme göre özerk kamu kuruluşları 6 ay aralarla düzenli
objektif bir biçimde değerlendirecektir.
Bir başhemşire yardımcısı için Bakanlıktan atama gerektiren, eski,
klasik, hantallığa yol açan sistemden vazgeçiyoruz. Bakanlığın düzenleyici,
denetleyici rolünü ayakta tutarak, objektif bir biçimde herkesi başarıya adeta
mecbur eden yeni bir yöntem öneriyoruz.''
Getirilen sistemin çağdaş bir model olduğunu belirten Akdağ, ''Yerel
yönetimlere devir de yapmıyoruz çünkü, Türkiye'de yerel yönetimlerin henüz bu
anlamda gelişmiş bir yönetim özelliğinin olmadığını biliyoruz'' diye konuştu.
Sağlık Bakanlığı'nın 850'nin üzerinde hastanede doğrudan yönetici
belirleme, takip etme yetkisi ve sorumluluğunun olduğunu anımsatan Akdağ, bu
sorumluluk ve yetkilerin çağdaş yönetişim modellerine uymadığını söyledi. Akdağ,
''Yaptığımız; yerinden yönetimi güçlendirmek ama kamu tüzel kişiliğini ayakta
tutmak, kamunun sağlık hizmetlerini daha da güçlendirmek, yönetimi
kolaylaştırmaktır'' dedi.
Yönetimde bizzat çalışanların yer almamasıyla ilgili eleştirilerin de
olduğunu anımsatan Akdağ, ''Çalışanlar yönetimde yok çünkü, çalışanların hukukunu
koruyacak biçimde bir kanuni altyapı oluşturulmuştur. Sendikaların katılımcılık
hakları da var. Bu hakları bakidir. Ama modern yönetişim sistemi olarak
düşündüğünüz zaman çalışanların yönetimde doğrudan söz sahibi olması, doğru bir
yönetim biçimi değil'' diye konuştu.
Tabipler Odası temsilcisinin yönetimde neden olmadığı soruları üzerine
Akdağ, ''Tabip Odaları kendi birliklerini kurmuşlar ve kendi hukuklarını
savunuyorlar. Bu imkanlar Türk demokrasisinde var'' görüşünü dile getirdi.
Çalışanların yönetimde temsilcilerin olmasının ''çıkar çatışmasına yol
açacağını'' anlatan Akdağ, çalışanların şu andaki haklarının tümüyle korunduğunu
bildirdi.
Hastanelerin hepsinin eşit olmasının hayatın gerçekleriyle uyuşmadığını
belirten Akdağ, asgari standartların belli olduğunu, kimsenin bu standartların
altına düşemeyeceğini söyledi.
Akdağ, ''Siyasi kadrolaşmayı ilkesel anlamda ortadan kaldıracak bir kanun
getiriyoruz'' diye konuştu.
(Kaynak: www.meclishaber.gov.tr)
Yeni yorum gönder